
Bir çocuğu oyun oynarken izlemek bazen yetişkinler için şaşırtıcı olabilir.
Biraz önce köprü olan bir ahşap oyuncak birkaç dakika sonra bir gemiye dönüşebilir.
Masanın üzerindeki birkaç parça bir anda küçük bir kasaba olabilir.
Bir peg bebek önce anne olur, sonra öğretmen, ardından bir masal kahramanına dönüşebilir.
Yetişkinler olarak çoğu zaman oyuncağa bakarız.
Çocuklar ise oyunun kendisine.
Belki de bu yüzden bazı oyuncaklarla uzun süre ilgilenirken, bazılarını birkaç gün sonra unuturlar.
Çünkü çocuklar için önemli olan oyuncağın ne kadar çok şey yaptığı değil, onunla ne kadar çok şey hayal edebildikleridir.
Açık uçlu oyun, belirli kuralları veya tek bir doğru sonucu olmayan oyunları ifade eder.
Bu oyunlarda oyuncak çocuğa ne yapacağını söylemez.
Çocuk kendi fikrini ortaya koyar.
Kendi kurallarını oluşturur.
Kendi hikâyesini yazar.
Bir blok sadece blok değildir.
Bir köprü olabilir.
Bir ev olabilir.
Bir dağ olabilir.
Ya da tamamen başka bir şey.
Bunu belirleyen oyuncak değil, çocuğun hayal gücüdür.
Bu nedenle açık uçlu oyuncaklar çocuk gelişimi alanında sıklıkla önerilen oyun materyalleri arasında yer almaktadır.
Çocuklar oyun oynarken yalnızca eğlenmez.
Düşünür.
Planlar.
Deneyimler.
Sorun çözer.
Hayal kurar.
Bir kule yaparken dengeyi keşfederler.
Bir hikâye oluştururken dil becerilerini kullanırlar.
Arkadaşlarıyla oynarken sıra beklemeyi ve paylaşmayı öğrenirler.
Bir şey istedikleri gibi gitmediğinde yeni yollar denemeye çalışırlar.
Bütün bunlar çoğu zaman oyunun doğal akışı içinde gerçekleşir.
Bu nedenle çocuk gelişimi uzmanları oyunu, erken çocukluk döneminin en önemli öğrenme araçlarından biri olarak değerlendirmektedir.
Açık uçlu oyun denildiğinde birçok ailenin aklına doğal ahşap oyuncaklar gelir.
Bunun nedeni ahşap oyuncakların çoğunun çocuğa hazır senaryolar sunmamasıdır.
Bir ahşap gökkuşağı bugün köprü olabilir.
Yarın tünel olabilir.
Ertesi gün bir hayvan barınağına dönüşebilir.
Peg bebekler farklı karakterleri temsil edebilir.
Ahşap bloklar küçük bir köyün, bir çiftliğin veya hayali bir şehrin parçası olabilir.
Oyunun yönünü oyuncak değil, çocuk belirler.
Bu nedenle ahşap oyuncaklar hem Montessori yaklaşımında hem de Waldorf yaklaşımında sıkça tercih edilmektedir.
Birçok ebeveyn zaman zaman şu soruyu sorabilir:
"Acaba daha fazla oyuncak mı almalıyım?"
Oysa çocuklar için her zaman daha fazla oyuncak, daha fazla oyun anlamına gelmeyebilir.
Bazen çok fazla seçenek dikkatlerini dağıtabilir.
Bazen ise birkaç açık uçlu oyuncakla kurulan oyunlar saatlerce sürebilir.
Çocuklar tekrar eder.
Dener.
Yanılır.
Yeniden başlar.
Ve çoğu zaman öğrenme tam da bu süreçte gerçekleşir.
Montessori yaklaşımı çocukların kendi deneyimleriyle öğrenmelerini destekler.
Waldorf yaklaşımı ise hayal gücü ve serbest oyuna büyük önem verir.
Her iki yaklaşımın ortak noktalarından biri, çocuğun aktif olduğu oyun ortamları oluşturulmasıdır.
Bu nedenle açık uçlu oyuncaklar, Montessori oyuncakları ve Waldorf oyuncakları arasında önemli bir yere sahiptir.
Çocuğa hazır cevaplar vermek yerine, kendi cevaplarını bulabileceği alanlar sunarlar.
Aslında çoğu zaman yapılacak en önemli şey oyuna alan açmaktır.
Çocuğun her oyununu yönlendirmeye çalışmamak.
Her soruya hemen cevap vermemek.
Oyunu hızlandırmamak.
Bazen yalnızca izlemek.
Çünkü çocuklar kendi fikirlerini geliştirebildiklerinde oyunun gerçek sahibi olurlar.
Ve en yaratıcı oyunlar genellikle yetişkinlerin müdahale etmediği anlarda ortaya çıkar.
Açık uçlu oyunun en güzel yanı, çocuğa hazır cevaplar vermemesidir.
Çocuk düşünür.
Dener.
Hayal kurar.
Kendi dünyasını oluşturur.
Belki de bu yüzden bazı oyuncaklar yıllar boyunca değerini korur.
Çünkü çocuk büyüdükçe oyun değişir.
Ama hayal gücü oyunun merkezinde kalmaya devam eder.
Bazen birkaç ahşap oyuncak, biraz zaman ve biraz merak; çocukların kurabileceği en güzel oyunların başlangıcı olabilir.
Konu ile Alakalı Ürünler
Son Eklenen Blog Yazıları
PlatinMarket® E-Ticaret Sistemi İle Hazırlanmıştır.